Sayfalar

PostHeaderIcon Sorulmayan Sorulara İnat, Verilen Cevabım. Hamım. Aşkta Kavrulanım. Ve… Ben; Senin Gözyaşınım!…

Sorulmayan Sorulara İnat, Verilen Cevabım. Hamım. Aşkta Kavrulanım. Ve…  Ben; Senin Gözyaşınım!…

Gözlerinde Hare Yüreğinde Pare

Sorulmayan Sorulara İnat, Verilen Cevabım. Hamım. Aşkta Kavrulanım. Ve…  Ben; Senin Gözyaşınım!...

Sorulmayan Sorulara İnat, Verilen Cevabım. Hamım. Aşkta Kavrulanım. Ve… Ben; Senin Gözyaşınım!…

Bir kalem bir kâğıda böyle düştü. Bir sevda bir ağıda böyle dönüştü. Gam çekmeyi bilmeyenlerin dilinden aşkın masumiyeti sökülüp alınmıştı da bilenlerin sırtındaki yük daha bir ağırlaşmıştı. Biz; bu sevdayı birbirimize emanet bilmiştik. Gecenin en koyusuna, zamanın en kuytusuna saklamıştık hayallerimizi. Biz seninle gulyabaniler diyarında kanat süzen meleklerdik.

Üzerimize kan çökeceğinden bihaberdik. Hangi derde düşüşümüz aşktan büyük geldi ki gözümüze? Girmişiz bir sevda yoluna, kelimeler ile tarif edemediğimiz o dev aşkı sığdırmaya çalışmışız yumruk kadar yüreğimize. Dünyanın geri kalanına isyan eder gibi, kadere baş kaldırır gibi “Aşk” demişiz. “Aşk!”, üzerine söz söylenemez kelime. Girdiği kalpte kendisinden başka hiçbir şeye izin vermeyen ve kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç hissettirmeyen tarifsiz his. Hükmediciliği ve zapt ediciliği kadar, kalbi doyuruculuğu ve daha fazlasını da talep ettirmesiyle doyumsuzluğu sınırsız olan. Biz; kalplerine aşktan başka hiçbir hükmün söz geçiremediği zamanlardaydık artık. Bir kere aşkın hükmüne girince başka hükme gerek kalmaz ve her hüküm aşka çıkardı bizde. Kem gözlerin bakışları, çatal dillerin sözleri ve kirli gönüllerin ahlarıyla kanamıyordu yüreğimiz. Aşkın doğasını sorguladıkça, kendi doğamızı terk eder olmuştuk. Artık bize; kendimiz olmak küçük aşk olmak ise çok büyük geliyordu. Sanki ten cana sığmıyordu, kan damardan akmıyordu. Her şey aşktaydı, aşka bağlıydı. Aşk, tene isyandı. Tenden sıyrıldıkça aşka bağlanıyor, aşka bağlandıkça tenden sıyrılıyorduk. Ne kendimiz idik ne de kendimizin değili idik. Başka bir şeydik. Her an oluştaydık ve her oluşumuz aşkın bir başka tarifiydi. Her tarifim sendin. Her tarifin bendim. Ben senin efendin, ben senin kölendim. Sen benim atmosferim, sen benim nefesimdin.

Edilen hiçbir yemin aşktan büyük değildi. Hiçbir korku göz korkutacak kadar dişe dokunmuyordu. Yaşımız ile aşkımız arasında dağlar kadar bir fark vardı ve biz yine de yaşamdan da ölümden de çok büyüktük. Biz bu aşkı gözlerimiz ile değil gönüllerimiz ile kurmuştuk. İşte bu yüzden titremiyor, karşımıza çıkan deryalarda boğulmuyorduk. Başka herkesin yenildiği her şeye verilen en güzel cevaptır bizim umutlarımız.

Umutlar… Bir vazgeçişin bin vazgeçişe mi gebe ey yar? Hangi tereddüt dilinde pelesenk olmuş? Hangi hülyanı kurban etmişsin karanlıklara? Nasılını anlayamadığın aşkın nedenine mi düştün? Kalbine saplanan okların çetrefilinde mi kayboldun? İhanetlere mi geldin de lal oldu dilin? Derinliğinde mi kayboldun en sevgilinin? Yoksa mevsimlik miydi hevesinde peyda olan? Bir ay ışığının gönlümdeki izdüşümü sen miydin? Kalbimi eline alıp parçalayan, her parçasına ismini salık veren lale miydin? Kalbim, hışmından korkar mı sanırsın? Yoksa bilmez misin, kalbindeki korkuların ilacı benim? Arayıp ta bulamadığın su damlasıyım ben, içip de kanamadığın çarenim. Gözlerinde hare hare yer eden, yüreğinde pare pare ses getirenim. Aklından çıkarmaya çalıştıkça, kalbinde inadına yer edenim. İçinde attığın vuslat çığlıklarına sessiz dualarla cevap verenim. Dualara “âmin” diyen dilindeki kelimelerin özüyüm. Aşk’ın sana verilen en sadık sözüyüm. Ben; senin nefesinde özgür, senin gönlünde hürüm. Cümlelerinin öznesi, nesnesi değil en belirleyici etkeniyim. Sorulmayan sorulara inat, verilen cevabım. Hamım. Aşkta kavrulanım. Ve…

Ben; senin gözyaşınım!…

Alıntıdır…


2 Yorum “Sorulmayan Sorulara İnat, Verilen Cevabım. Hamım. Aşkta Kavrulanım. Ve… Ben; Senin Gözyaşınım!… için.. ”

  • Admin says:

    Gel seninle bir daha ağlayalım;
    Yaşanmışlara,
    Yaşanmamışlara,
    Bir de hiç yaşanmayacaklara..

    ~ Oğuz Atay

    http://resim.unutama.com/Oguz-Atay.jpg

  • Admin says:

    NEDEN ağlıyorsun yüreğim..? NEDİR bu
    kızgınlığın hayata..?
    NE yüzün gülüyor NE DE zevk alabiliyorsun
    hayattan…
    GÜNL­ ERDİR kendi köşene çekilmiş kaçıyorsun adeta
    İNSANLARDAN… Korkarcasına YARINLARDAN…
    Ölmeyi bile düşünüyorsun zaman
    zaman…
    NEDEN neden yüreğim… YOKSA, yoksa…Onu Çok mu özledin..?

    FIRLATIP atmak. isterken onu yüreğinden;
    Gölgesi gitmiyor mu
    gözlerinden…
    http://resim.unutama.com/cok-mu-ozledin-yuregim.gif

Hadi Sende Ekle