Sayfalar

PostHeaderIcon Ateş ve Kül

Ateş ve Kül

Ateş Ve Kül

Ateş Ve Kül

Gece sinsice çöker uykulu ruhuma
Ayaklarımda dâvetsiz adımların parmak ucu gürültüsü

Sus bırakıyorum beden dilimi kendi karargâhında
Ilık , loş bir rüzgârın hünerine yaslar başını
Dik tutabildiği kadarıyla

Hayatın basamaklarında kitabın sayfaları çevrilir
Baştan sona okunmak şartıyla

Bakışlar kançanağı
Dudaklar uçuğun doğurganlığına teslim adeta
Her satırına ıslak imzalı hakikatler saklanır
Altında küçük notlarıyla

İmkânsızlıklar ; arkası kesilmeyen uzun bir yolculukta karışır masumiyete
Karakter tepeden tırnağa değişmekte

Mahrumiyetin kol gezdiği zindan kuyularında karşılaşıyorum aşkla
Gözlerimde zifir çıkmazı
Yokuşlarımda aşılmaz kargaşanın tufanı
Yoklar nabzımı
Ufak tefek dürtülerle sendeler beni

Ortalıkta kuru şamata
Ve meydan okuyan okuyana

Şöyle bir sirkeleyip kendimi giyiniyorum verilenleri
Cansız nefeslere ahçı sarsıntılarla uyandırma terapisi
Toprağında vakitsiz çatlaklar aralanırken
Sızar içeriye güneşin kuru bedeni

Kıpkızıl batışlarda aşılır gün
Doğuşuna seferîyim

Unutma. . .
Önce ateş söner
Külü ekmek arası


3 Yorum “Ateş ve Kül için.. ”

  • Admin says:

    Kül ve Ateş

    Uçurumun kenarındayım
    Bir aşağıya bakıyorum dipsiz
    Bir de seçebildiğim kadar gökyüzünün mavisine
    Bulutların karasından…

    Atıyorum kendimi sonra
    Yüzüm kara bulutlara dönük
    Bir de seçebildiğim kadar
    Gökyüzünün mavisine…

    Düşüyorum
    Ensemi yakan soğuktan anlıyorum
    Her şey birazdan bitecek ya gülüyorum…

    Yüreğimdeki ağrı dinecek
    Her şey bitecek birazdan…

    İki şey kalacak geriye
    Kara bulutlar
    Ve seçebildiğim kadar gökyüzünün mavisi…

    Ömer Lütfi SOYLU

  • Admin says:

    Ateş ve kül
    ‘sen bitesiye ateşsin, küllerimdir aşktan kalan’
    ‘sen gerçeksin ben yalan,yaşamdan arta kalan’

    ‘sen gerçeksin ben yalan,yaşamdan arta kalan’

    Ne garip burkuluştu yüreğimde sensizlik
    Gelmeni beklemek ölüm,gel diye bilmek de
    Kaskatı gerçekler karşısında çaresizliğim de
    Umutsuzluğum dağlar kadar devasa ikimizlik.

    Bir gelebilsen, sev diyebilsen
    Ölmek için izin bile istemem
    İnan en mutlu ben giderim
    Gördüğüm en güzel rüyam derim.

    Kır prangaları kurtar aşkı esaretten
    Şeytanı günahlara ortak edelim
    Yansın yürek cehennemin ateşinden
    Çıldırtalım korkakları cesaretten.

    ‘sen bitesiye ateşsin, küllerimdir aşktan kalan’
    ‘sen gerçeksin ben yalan,yaşamdan arta kalan’

  • AşkaSürgün says:

    Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
    Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
    Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin… İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
    Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
    Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
    Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki….
    Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
    Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik
    bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…(S.Ö)

    NAZIM HİKMET

Hadi Sende Ekle