Sayfalar

PostHeaderIcon Tereddütler Yumağının Gölgesine mi Saklandın? Vicdanın Bam Teline Dokunduğunda Bu Aşk; Sen, Ellerini Hangi Hayalden Kaçırdın?

 

Tereddütler Yumağının Gölgesine mi Saklandın?  Vicdanın Bam Teline Dokunduğunda Bu Aşk; Sen, Ellerini Hangi Hayalden Kaçırdın? 

Tereddütler Yumağının Gölgesine mi Saklandın?  Vicdanın Bam Teline Dokunduğunda Bu Aşk; Sen, Ellerini Hangi Hayalden Kaçırdın?

Tereddütler Yumağının Gölgesine mi Saklandın? Vicdanın Bam Teline Dokunduğunda Bu Aşk; Sen, Ellerini Hangi Hayalden Kaçırdın?

Sen; bu aşkın izdüşümünü kendi gönlünde gördün mü? Güneş olup bir ay yüzlünün teninde söndün mü? Bahar bakışlarını kış rüzgârları savurdu mu hiç? Bir kirli gönüllü, aşkına zehrini akıttı mı hiç? Hayallerine hafakanlar bastı mı bir seher vakti? O narin kalbinde yok muydu eşref saati?

 

     Ölümü kollarına alıp raks mı eyledin ey yar? Kalbinde yer mi etmiş acısını tarif edemediğim oklar? Saçlarını mı savurmuş aşkımın rüzgârları? Yaşlarını mı akıtmış kalbimin duvarları? Umudu mu kırılmış boynu bükük yârimin? Ayyuka mı çıkmış her feryadı dilimin? Neredesin…? Neredesin…!?

 

     İsrafil’in Suru’na mı gizlendin Kalu Bela’da? Azrail olup karşıma mı dikildin bir su kenarında? Sanki hiç yükü yok muydu sırtımdaki kanatların? Sensizliğe serzenişlerim mi kırdı seni ey yar? Sensiz kalıp yanmaya çare mi var? Burada hüzünler dağları velveleye mi vermiş? İntizarın tenine mi odaklanmış kâinat? İşte Aşk; ifritten her sualin varlığına inat.

Tereddütler yumağının gölgesine mi saklandın? Sessizlik ülkemi terk etmeye mi kalktın? Vicdanın bam teline dokunduğunda bu aşk; sen, ellerini hangi hayalden kaçırdın? Gülüşüne sakladığın tomurcuk güller nerede? Şimdi asil mi duracak kanattığın Lale? Gözlerinden fışkırıyor diye aşkın hareleri, gönlümde yer mi ediyor her acının pareleri? Hangi soru yeterli bir kaçışı anlatmaya? Hangi hayal kâfi gelir cehennemden atlamaya? Bir masumun gülüşünde misin ey yar? Yoksa feleğin çemberinde mi gecenin zemherinde mi?

 

     Ben; kendi içimde mi kaybolmuşum bir hülya peşinde? Seni senden istediğimde dünyanın önünde, varoluşun kaddini mi bükmüşüm bir güvercinin tüyünde? Ey Yar; kalemler mi kırılmış bir duayı ederken? Soluklar mı kesilmiş düşlerin çehresinde? Ey Yar; kim başına üşüşmüş aşıkların? Bir gece, gönlüne ümitsizlik düştüğünde ışıkları sönmüş kâinatın. Eteklerinden ateşler saçan aşıkların deliye çıkmış adları. Zümrüd-ü Anka’nın kanadında seyreylerken âlemi, hangi vicdansız kırmış aşıkların kalemini? Vicdansızların kulakları tel’ine gark olmaz mı? Kirli gönüllü olanlar sevda ile aklanmaz mı?

 

     Gözlerim yollarına mı kilitlenmiş her sabah? Hiç için sızlamaz mı yüreğim çektikçe ah? Ben seni gönül tahtımın sultanı eylemişim. Senden önce kimseye o tahtı yar etmemişim. Gönül tahtıma oturanı efendim bellemişim. Ah Yar! Ben seni henüz hiç görmemişken sevmişim.

 

     Papatyaların rengi sessizliğe uzanır. Kanatlarında üveyiklerin sessiz ağıtlar yakılır. Başlarını eğmiş aşkımın melekleri. Hicap edilen ne var ki, nedir bu halleri? Hainler pusu kurmuş maşukun vuslatına. Korkusuzluk uzaktır yüreği çorak ellere. Reva mıdır hicran gönlüme ey yar? Ben sana meftun, sana leyli diye neden titreyip duruyor gökte yıldızlar? Yıldırımlara gizlemişim sensizliğe olan hiddetimi. Gel; kırma, söküp avuçlarına koyduğum kalbimi.

Alıntıdır…

 


Hadi Sende Ekle